Türk havacılığının
öncü adımları.
Erken uçuş anlatıları, 1911’de kurumsallaşan askerî havacılık ve 1914 hava şehitlerimizin aziz hatırası.
Bir hikâyenin değeri, kanıtının türüyle birlikte anlaşılır
Türk havacılık tarihini okumak, birbirinden farklı izleri yan yana getirmeyi gerektirir: bir seyyahın anlattıkları, diplomalar, okul kayıtları, uçuş raporları ve dönem gazeteleri. Anlatının kültürel değeri ile olayın teknik olarak doğrulanmış olması aynı şey değildir. Bu bölümde Hezarfen Ahmed Çelebi ve Lâgarî Hasan Çelebi, erken uçma düşüncesinin hafızamızdaki temsilcileri olarak yer alır. 1911’den sonraki teşkilatlanma ise personeli, eğitim kurumları ve belgeleri izlenebilen başka bir tarihsel düzlemdir. Bu ayrım, öncülere duyduğumuz saygıyı azaltmaz; onların adlarını, bildiklerimizin sınırını saklamadan gelecek kuşaklara aktarmamızı sağlar.
Hezarfen Ahmed Çelebi: Seyahatnâme’deki kanatlar
XVII. yüzyılda yaşadığı anlatılan Hezarfen Ahmed Çelebi hakkındaki bilgilerimiz Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’sine dayanır. Eserde Okmeydanı’ndaki denemelerden, Galata Kulesi’nden havalanıp Üsküdar Doğancılar’a ulaşmasından ve IV. Murad’ın onu önce ödüllendirip sonra Cezayir’e göndermesinden söz edilir. TDV İslâm Ansiklopedisi bu uçuşu rivayet olarak tanımlar. Bu nedenle kesin bir gün, ölçülmüş uçuş mesafesi veya dünya çapında bir ilk kaydı veremiyoruz. Anlatının aerodinamik açıdan nasıl yorumlanabileceği üzerine yapılan değerlendirmeler de olayın bağımsız kanıtı değildir. Hezarfen’i anarken kullanacağımız en doğru çerçeve, Osmanlı kültüründe uçma merakını görünür kılan güçlü bir anlatı olduğudur.
Lâgarî Hasan Çelebi: barutla yükselme anlatısı
Lâgarî Hasan Çelebi’nin öyküsü de Seyahatnâme üzerinden günümüze ulaşır. Evliya Çelebi, 1042’de, yani 1632–1633 yıllarında Kaya Sultan’ın doğumu için düzenlenen şenliklerde Sarayburnu’nda barutlu bir düzenekle yükseldiğini ve açtığı kanatlarla denize indiğini anlatır. Sonraki teknik yorumlar bu betimlemeyi roket itişi ve yavaşlatılmış iniş üzerinden açıklamaya çalışmıştır. Ancak hesapla mümkün görülen bir düzenek, anlatılan uçuşun gerçekleştiğini tek başına doğrulamaz. Burada Lâgarî’ye kesinleşmiş “ilk astronot” veya belgelendirilmiş roket uçuşu rekoru unvanı vermeden, erken uçuş hayalinin bir diğer unutulmaz ismini tanıyoruz.
1909–1912: meraktan okula
1909’da İstanbul’da Baron de Caters ve Louis Blériot’nun gösterileri, motorlu uçuşu halkın ve askerî çevrelerin gündemine taşıdı. Osmanlı ordusu uçakların sağlayacağı keşif ve haberleşme olanaklarını araştırıyordu. 1 Haziran 1911, Tayyare Komisyonu’nun kuruluşuna dayanan Türk askerî havacılığı başlangıç tarihi olarak kabul edilir. Bu başlangıç, bugünkü ölçekte bağımsız bir hava kuvvetinin bir günde ortaya çıkması anlamına gelmez; pilot, rasıt, makinist, uçak ve eğitim alanı için örgütlenmenin başladığını gösterir.
Mehmet Fesa Bey ve Yusuf Kenan Bey, seçme ve sağlık kontrollerinin ardından Temmuz 1911’de Fransa’daki Blériot okuluna gönderildi. Fesa Bey 21 Şubat 1912’de eğitimini bitirdi. 3 Temmuz 1912’de Yeşilköy’de açılan Hava Okulu, uçucu personeli ülkede yetiştirebilmenin önemli adımıydı. Balkan Savaşları ve ardından Birinci Dünya Savaşı, bu genç yapıyı ağır şartlarda sınadı. Bu tarihin arkasında yalnız pilotların cesareti değil; bakım yapan, hava durumunu değerlendiren ve eğitimi sürdüren personelin emeği de vardır.
[3] Bilig / Ahmet Yesevi Üniversitesi · [4] Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi · [5] Millî Savunma Üniversitesi
1914 İstanbul–Kudüs–İskenderiye seferi
8 Şubat 1914’te İstanbul’dan başlayan uzun mesafeli sefer, erken havacılığın teknik sınırlarını ve tayyarecilerin kararlılığını birlikte gösterdi. Yüzbaşı Fethi Bey ile rasıt Üsteğmen Sadık Bey, 27 Şubat’ta Şam’dan Kudüs yönüne giderken Taberiye Gölü yakınlarında uçaklarının düşmesi sonucu şehit oldu. Millî Savunma Bakanlığı onları Türk havacılığının ilk şehitleri olarak anmaktadır. Kazanın nedenini, çağdaş bir uçuş emniyeti soruşturmasının kesinliğiyle açıklayan tek nedenli ifadelerden kaçınmak gerekir.
Sefere devam eden Nuri Beyin uçağı 11 Mart’ta Yafa’dan kalkış sırasında denize düştü; Nuri Bey şehit olurken İsmail Hakkı Bey kurtuldu. Salim ve Kemal Beyler, yeni uçak ve değişen koşullarla sürdürülen yolculukta 15 Mayıs’ta İskenderiye’ye ulaştı. Üç şehidimizin hatırasını saygı ve rahmetle anarken seferi tek uçağın kesintisiz yolculuğu gibi göstermiyoruz. Her durak; ikmal, bakım, yeni kararlar ve fedakârlıklarla örülmüş bir ortak çabanın parçasıdır.
[6] Millî Savunma Bakanlığı · [7] Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı · [8] Anadolu Ajansı
Gökyüzünün toplumsal tarihi
Belkıs Şevket Hanım, 1 Aralık 1913’te Fethi Beyin kullandığı uçağa binerek kadınların havacılık kamuoyundaki görünürlüğüne öncülük etti. THK onu uçağa binen ilk Türk kadını olarak anar. Bu, pilot lisansına ilişkin bir unvan değildir. Aynı şekilde sivil pilotluk ile askerî pilotluk arasındaki farkı korumak, ileride Bedriye Tahir Gökmen ve Sabiha Gökçen’i kendi başarılarıyla tanımamızı sağlar. Havacılık tarihi, yalnız uçakların ne kadar yükseldiğinin değil, kimlerin eğitim ve çalışma olanağına kavuştuğunun da tarihidir.
Araştırmayı sürdürün.
Dünya Havacılık Tarihi
Balonlardan planörlere, ilk motorlu uçaklardan jetlere ve sayısal uçuş sistemlerine kaynaklı dünya havacılık tarihi.
02 / ARAŞTIRMA DOSYASITürkiye’nin Havacılık Teknolojileri
Türkiye’nin çağdaş havacılık başarıları: uçak, insansız sistem, aviyonik, motor ve simülasyon programlarının tarihli durumları.
03 / ARAŞTIRMA DOSYASIUçuş Bilimi
Kaldırma, sürükleme, hücum açısı ve deneysel yöntem; iki etkileşimli eğitim laboratuvarı ve açıklamalı infografikler.
KAYNAKLAR / AÇIK ARAŞTIRMA
Bilginin izini sürün.
- Hezarfen Ahmed Çelebi ↗
- Hasan Çelebi, Lâgarî ↗
- Osmanlı İmparatorluğu Dönemi Türk Askeri Havacılığı ↗
- Türk Hava Kuvvetlerinin İlk Pilotu: Mehmet Fesa Evrensev ↗
- Hava Harp Okulu – Tarihçe ↗
- Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı – ilk hava şehitleri ↗
- İstanbul-Kudüs-İskenderiye Hava Seyahati kitabı duyurusu ↗
- Türk havacılığının ilk şehitleri ↗
- Türk Havacılık Tarihine Yön Veren Kadınlar ↗
